top of page

Log #13

2 saat önce
3 dakikada okunur

Kaldığımız yerden devam ediyoruz.


Yaklaşık bir hafta süren Ren Grabeni arazi gezimi tamamlamış bulunuyorum. Şu ana kadar en keyif aldığım arazi gezisiydi. Türkiye jeolojisini genel olarak daha ilgi çekici buluyorum. Çeşitlilik ve korunma bakımından bambaşka bir seviyede. Yalnızca Ankara çevresinde bile bütün bir yıl boyunca bir genel jeoloji ders kitabında işlediğiniz konuların tamamını hatta daha fazlasını mümkün olan en iyi şekilde görebileceğiniz ortamlar mevcut. Daha da iyisi, bunlar sürekli kelimenin tam anlamıyla text-book example diyebileceğimiz güzellikte bulunuyor hep. Ancak bu sefer arazi gezisini jeolojiden bağımsız olarak bir arazi gezisi olarak çok sevdiğimi itiraf etmeliyim. Yani arazide olmak ilk defa benim için bunaltıcı bir deneyim olmadı, çünkü çok daha iyi organize edilmişti. Arazi gezisi boyunca oluşturduğum "log"lar için, yani fotoğraflar ve gps rotaları için oluşturduğum şu websiteye bakabilirsiniz: https://altarcag.github.io/my-field-atlas/urg-2026/


Buna ek olarak jeolojiden bağımsız birkaç güzel fotoğrafı da buraya bırakmak istiyorum.


River Rhine
River Rhine
Me chilling in front of the River Rhine
Me chilling in front of the River Rhine

Bad Bergzabern in the morning. Some cool condensation tracks from the planes.
Bad Bergzabern in the morning. Some cool condensation tracks from the planes.

Bad Bergzabern during the evening.
Bad Bergzabern during the evening.

Maginot line, Alsace
Maginot line, Alsace
Me on top of that cloche (?, is that a cloche?). Had my best lunch ever :D
Me on top of that cloche (?, is that a cloche?). Had my best lunch ever :D

Bir nevi tatil gibi oldu diyebilirim. Tabii yorucu bir tatil :D. Gezinin hemen öncesinde yaklaşık 1 haftalığına Türkiye'ye gitmiştim. Sonuç olarak 2 hafta boyunca üretkenliğe ara vermek zorunda kaldım. Yapmam gereken birçok iş var örneğin makalemi yazmayı bitirmeliyim.


Sanırım bu blogda daha önce hiç bahsetmedim, en azından bahsettiğimi hatırlamıyorum. Daniel Kahneman'ın "Thinking, Fast and Slow" adlı kitabı. Kitabın temelinde insan beyninin kabaca iki farklı düşünme biçimi üzerinden çalıştığı fikri var. Kahneman bunları System 1 ve System 2 olarak adlandırıyor. System 1 hızlı, otomatik, sezgisel ve fazla enerji harcamadan çalışan tarafımız; System 2 ise daha yavaş, analitik ve bilinçli düşünmeyi gerektiren kısım. Kitabın büyük bölümü de aslında bizim kendimizi düşündüğümüz kadar rasyonel canlılar olmadığımızı göstermek üzerine kurulu. Anchoring, availability heuristic, loss aversion gibi tonla bilişsel yanlılığı deneyler üzerinden anlatıyor ve insanın gündelik hayatta ne kadar kolay manipüle edilebildiğini veya kendi kendine ne kadar rahat yanlış sonuçlara varabildiğini gösteriyor. En ilginç kısmı ise bunların çoğunu öğrendikten sonra bile tamamen kurtulamıyor olmanız. Yani kitabı okuyup "artık ben bu hataları yapmam" diye düşünmek de muhtemelen kitabın anlattığı bilişsel yanılgılardan bir başkası. Kahneman ve Tversky'nin çalışmalarının büyük önem kazanmasındaki en önemli etken ise insan psikolojisinin ilk defa bu kadar kapsamlı, detaylı ve kanıtlı bir şekilde ekonomi bilimine uyarlanması oldu. Karar verme süreçleri, bilhassa yaptığımız harcamalarda ortaya çıktığından aslında insanları manipüle etmek veya yönlendirmek için kullanılan araçlardan biri olan reklamlar, büyük ölçüde bu "düşünce deneyleri"ne dayanıyor. Daniel Kahneman ve Amos Tversky'nin deneyleri, tamamen oturduğunuz yerden kendi kendinize yapabileceğiniz düşünce deneyleridir. Yani herhangi bir deney düzeneği veya anket ve saire gerektirmeyen türden, otonom olarak uygulanabilir şeyler. Kitabı okumanın en keyif verici yanlarından biri de bu düşünce deneylerini kendinizde uygulayabiliyor olmanız. Bir birey olarak sahip olduğunuz karar verme süreçlerinin daha büyük ölçekte bir toplumun karar verme psikolojisini nasıl etkilediğini görmek de bu kitaptan kazanacağınız bir diğer ilginç bakış açısı. Bu kitaba tekrardan ilgi duyma sebebim yakın zamanda Prof. Selçuk Şirin'in "Bakışınızı Değiştirecek 10 Deney - İnsan" kitabını okumuş olmam. Kitapta insan psikolojisi üzerine yapılmış önemli 10 deney işleniyor, ve ilk bölümde Kahneman ve Tversky ele alınıyor. İtiraf etmeliyim ki kitap okurken neredeyse asla kalem kullanmam; yani bir metnin altını çizerek okuyan insanlardan değilim. Bunu çok nadiren yaparım ve hakikaten etkilendiğim zamanlar dışında çok yanaşmam. Ancak burada da bahsetmek istediğim ve altını çizdiğim bir şey var:

Beklenti kuramının bulgularına göre insanlar genellikle kayıplardan kaçınmak için daha fazla çaba gösterir. Yani bir kaybın acısı eşdeğer büyüklükteki bir kazancın getirdiği mutluluktan daha güçlüdür. Bu kaybetme korkusunun kazanma arzusundan daha etkili olduğu anlamına gelir.

Bu, aslında insanların gündelik hayatta karar alırken rasyonel davranmadığını ve tamamen duygularda hareket ettiği savını temele alır. İşin ilginç kısmı, benim gibi rasyonel olduğunu düşünen ve duygulardan arınmış biri olarak tanımlayan insanlarda dahi bu çeşitli düşünce deneylerinin fazlasıyla geçerli olduğu ve bire bir duygusal motivatörlerle hareket ettiğini kanıtlaması. Bu düşünce deneylerden bazıları, örneğin analitik düşünme veya basit aritmetik hesaplama gerektirenleri, dünyanın en önde gelen üniversitelerinde öğrencilere uygulandığında dahi aslında insanların rasyonaliteden ne kadar uzak olduğunu görüyoruz. Benim anladığım kadarıyla fark daha çok insanların Sistem 1 ve 2'yi ne oranlarda kullandığında saklı olarak ortaya çıkıyor. Geçtiğimiz son bir sene içerisinde mental olarak ne kadar güçlük çektiğimden bu blogda defaaten bahsetmiştim. Yukarıda yer verdiğim quote tam olarak beni açıklıyor. Ben tam olarak bu kategoriye giriyorum, kayıplardan kaçınmak için gösterdiğim çaba aynı miktardaki bir kazancı elde etmek için gösterdiğim çabadan karşılaştırılamayacak ölçüde daha fazla. Önümüzdeki zamanlarda hayatımı bilhassa bu durumu düzeltmek üzere odağa alacağım. Çünkü bazı insanlara gereğinden fazla bağlanmanın ne kadar yıkıcı olabileceğini çok kötü bir şekilde deneyimlemiş oldum. Kahneman'ın kitabını okumanızı hepinize tavsiye ederim. Özellikle bu blogu okuyan arkadaşlarıma (her ne kadar istemesem de her yazdığımı sürekli okuyorsunuz, teşekkür ederim).



 
 
 

İlgili Yazılar

Hepsini Gör
Log #12

Selam Yine Türkiye'ye geldim ve yine hasta oldum... Türkiye'ye her gelişimde hastalanıyorum nedense. Hava değişiminden sanırım. Zaten genel olarak çok kolay hastlanan biriyim. Gerek virüsel gerek bakt

 
 
 
Log #11

Tarihe not. Fiziksel ve mental sağlık bakımından, hayatımın en zor diyebileceğim dönemini neredeyse tamamen atlatmış bulunuyorum. 2024'ün sonlarından beri yavaşça fark ettiğim ancak çeşitli sebeplerde

 
 
 
Log #10

Yeni bir günden merhaba Bu blogu neden yaptığımdan hiç bahsetmediğimi fark ettim. Öncelikle her ne kadar public olsa da sizin okumanız için yazmıyorum bunları. Hatta okumanızı da istemem açıkçası. Hat

 
 
 

Yorumlar


  • Instagram
  • Twitter
  • LinkedIn
  • YouTube
  • Discord
  • GitHub
  • Spotify
bottom of page