Log #15
Selamlar
Uzun bir süredir çalışmakta olduğum ostrakod projesinin makalesini neredeyse bitirmiş bulunmaktayım. Hayatım boyunca hiçbir şeyi bu kadar kez sıfırdan yazmak zorunda kalmamıştım. İlk makalem olmasından ötürü amatörlük de var işin içinde tabii ki. Her co-author'dan gelen farklı değerlendirmeleri ve önerileri eklemek de sandığımdan daha zormuş. Yapılan önerilere katılmadığımdan vs değil ancak bazıları o kadar temel düzeyde ki bütün makalenin baştan yazılmasını gerektirecek türden şeyler. Tüm bunları yaparken yapay zeka ile erişebildiğim koca bir literatür yığınının altından bir şekilde kalkabiliyorum. Uzun yıllar boyunca tek bir alanda araştırma yapmış olmam gerekmiyor. Bu açıkçası harika bir olay. Özellikle benim gibi genç araştırmacılar için. Daha önce hiçbir yazının, raporun veya makalenin üzerinden bu kadar çok kez geçtiğimi hatırlamıyorum. Her okuduğumda başka bir hata, gelen her review'da başka bir hata. Yani açıkçası yapmak zorunda olduğum bir şey de değil... Sadece yapıyorum. Açık konuşmak gerekirse keyif de almıyorum bunu yapmaktan. Sanırım bütün çocukluğumu bilim yapmayı yanlış bir şekilde idealize ederek geçirdim. Bütün bunlarla uğraşacağımı bilseydim daha basit ve sorunsuz bir yol tercih ederdim. Çok fazla vaktinizi alması ve sıkıcı birçok şey ile uğraştırması bir yana, bana soracak olursanız bu mesleğin en can alıcı tarafı da sizi insanlardan uzaklaştırması. Daha doğrusu bir sonuç olarak sizin insanlardan uzaklaşmanız. Kimsenin sizden uzaklaştığı yok, siz insanları itiyorsunuz. Veya, böyle birisi olmanızın bir sonucu olarak bu mesleği ideal meslek olarak görüyorsunuz. Sanırım son dediğim benim için daha geçerli olabilir. Aşırı duygusal biri olmama rağmen insanlarla bağlanmakta çok güçlük çeken biriyim. Asla anlayamadığım sebeplerden ötürü karamsar olmayı bir türlü bırakamıyorum ve depresyon/mutsuzluk döngüsünden kendimi bir türlü çıkaramıyorum. Zamana bıraktıkça düzelir diye umuyorum, daha sentimental ve daha duygusal birine dönüşmeye devam ediyorum. Çok yalnız hissediyorum.
Nobel Kimya 2026
Bu yılın Nobel Kimya Ödülü, Henri Kagan ve Kenso Soai'ye asimetrik organik sentez üzerine yaptıkları çalışmalardan ötürü verildi. Kiralite, büyük ölçüde Furkan Öztürk'ten takip etmem sebebiyle ilgi duyduğum bir konu ve bu sebepten ötürü bu seneki kimya ödülüne ayrı bir ilgi gösterdim. Özellikle Soai'nin çalışmalarını çok ilginç buldum. Çünkü konu kiralite. Sağ ve sol ellerinizi düşünün, birbirlerinin ayna görüntüsü olmalarına rağmen ne yaparsanız yapın tam olarak üst üste oturtamıyorsunuz. Bazı moleküller de aynı şekilde, kimyasal bileşimleri aynı olmasına rağmen birbirlerinin ayna görüntüsü olan iki farklı geometrik yapıda bulunabiliyorlar. İşin ilginç kısmı ise yaşamın bu iki formdan genellikle yalnızca birini tercih etmesi. Örneğin proteinleri oluşturan aminoasitlerin neredeyse tamamı L konfigürasyonunda. Peki neden? Neden doğada iki farklı form bulunabiliyorken yaşam bunlardan birini tercih ediyor?

Soai reaksiyonu tam da bu soruyla ilişkili. Reaksiyonun en ilginç özelliği otokatalitik olması, yani reaksiyon sonucunda oluşan ürünün aynı zamanda kendi üretimini katalizlemesi. Başlangıçta iki kiral form arasında çok küçük bir miktar farkı bulunsa bile bu fark reaksiyon ilerledikçe giderek büyüyebiliyor. Yani ufacık bir asimetri, kendi kendini güçlendirerek neredeyse tamamen tek bir kiral formun baskın olduğu bir sisteme dönüşebiliyor. Kagan'ın çalışmaları da asimetrik katalizdeki bu tür doğrusal olmayan etkilerin anlaşılmasında oldukça önemli. Bütün bunların yaşamın kökeniyle ilişkilendirilmesi ise bence konuyu daha da ilginç hale getiriyor. Çünkü canlılardaki homokiralitenin, yani belirli moleküler yapıların tek bir kiral formunun tercih edilmesinin nasıl ortaya çıktığı hala tam olarak açıklanabilmiş değil. Soai reaksiyonu bu soruya olası bir mekanizma sunuyor. Yaşamın kökenini açıklamak için önce moleküllerin neden sağlarını sollarına tercih ettiklerini anlamamız gerekiyor olabilir.











Yorumlar